KURULUM DUYURUSU: Hasandağı Ağaçlandırma Derneği kuruluş sürecindedir. 7 kurucu üyemizle Valilik başvurusu ve genel merkez hazırlığımız sürmekte olup henüz bağış kabul edilmemektedir.
Detayları Oku
home Hasandağı chevron_right Derneğimiz chevron_right Dernek Hikayemiz
auto_stories Bir Bozkır Direnişi & Vicdan Hareketi

Neden Kurulduk? Hasan Dağı’nın Yeşil Çığlığı

Türkiye’nin ağaçlandırmaya ve erozyonla mücadeleye en çok muhtaç coğrafyasının kaderine terk edilmesine razı gelmedik. Bu dernek, bir memleket sevdası ve gelecek nesillere borcumuzun hikayesidir.

1

Türkiye’nin Ağaçlandırmaya En Çok İhtiyaç Duyulan Yeri Neden Unutuldu?

Ülkemizde çevre ve ağaçlandırma alanında faaliyet gösteren sayısız kıymetli sivil toplum kuruluşu, vakıf ve dernek bulunmaktadır. Yaptıkları her hayırlı dikim için milletimiz adına minnettarız. Ancak sahaya, haritalara ve istatistiklere dürüstçe baktığımızda canımızı yakan bir gerçekle yüzleştik:

“Türkiye genelinde toplanan fidan bağışları ve büyük ağaçlandırma bütçeleri, çoğunlukla zaten yıllık 800-1000 mm yağış alan, iklimi yumuşak ve doğal olarak yeşeren kıyı bölgelerine akıyordu. Türkiye’nin erozyondan toprağı süpürülen, çölleşme tehdidini iliklerine kadar yaşayan, fidan ekimine EN ÇOK ihtiyaç duyan İç Anadolu bozkırı ve Hasan Dağı etekleri ise neredeyse tamamen unutulmuştu.”

Aksaray ve Hasan Dağı volkanik havzası; rüzgâr erozyonunun her yıl tonlarca verimli tarım toprağını süpürdüğü, yazın kavurucu kuraklığın, kışın ise dondurucu ayazın hüküm sürdüğü bir ekolojik sınır hattıdır. Burada dikilecek tek bir fidanın kurtaracağı toprak ve tutacağı karbon miktarı, yağışın bol olduğu yerlerdeki yüzlerce fidandan çok daha hayati bir değere sahiptir.

Baktık ki kimse bizim adımıza gelip bu dağı orman yapmayacak; Ankara’dan ya da İstanbul’dan birilerinin Hasan Dağı’nı hatırlamasını beklemekle geçen her yıl, çocuklarımızın elinden biraz daha toprağı alıp götürüyor. İşte bu yüzden Hasandağı Ağaçlandırma ve Güzelleştirme Derneği’ni kendi öz gücümüzle, yerel dinamiklerimizle ve memleket aşkımızla bizzat kurmaya karar verdik!

2

Bulunduğumuz Topluma Değer Katmak & Yeşil Bir Aksaray

Bir sivil toplum hareketinin meşruiyeti, içinde yaşadığı topluma ne kadar dokunduğu ve geleceğe ne bıraktığı ile ölçülür. Bizler Aksaray’ın suyunu içen, Hasan Dağı’nın görkemli silüetine bakarak büyüyen insanlar olarak yaşadığımız bu aziz şehre ve coğrafyaya karşı derin bir vefa borcu hissediyoruz.

Amacımız sadece fidan dikip fotoğraf çektirmek değildir. Biz; erozyonla toz duman altında kalan köylerimizin havasını temizlemek, yeraltı su tablasını ağaç kökleriyle beslemek, tarımsal verimliliği artıran rüzgâr perdeleri oluşturmak ve nihayetinde gelecek nesillere gri bir çöl değil, gururla nefes alacakları zümrüt yeşili bir Aksaray bırakmak istiyoruz.

3

Tarihsel Vicdan: Atalarımız Isınmak İçin Kesti, Biz Dikmek Zorundayız!

Tarihçiler ve jeologlar gayet iyi bilir ki; antik çağlarda ve Osmanlı’nın ilk dönemlerinde Hasan Dağı etekleri gür meşe ve karaçam koruluklarıyla kaplıydı. Peki bu ormanlara ne oldu?

history_edu Tarihsel Gerçekle Yüzleşme

Geçmiş asırlarda atalarımız; dondurucu bozkır kışlarında donmamak, çocuklarını hayatta tutabilmek, aşını pişirebilmek ve barınacak bir çatı kurabilmek için bu dağın ağaçlarını kesmek zorunda kaldılar. O günün imkanları, teknolojisi ve acımasız yokluk şartlarında onlar hayatta kalabilmek için yapmaları gerekeni yaptılar. Onları asla yargılayamayız; çünkü onlar olmasaydı bugün bizler var olamazdık.

Fakat bugün devir değişti! Bugün evlerimizde doğalgaz, kömür, elektrik ve modern yalıtım teknolojileri var. Artık ısınmak için ağaç kesmeye muhtaç değiliz. Tam aksine; bugün atalarımızın hayatta kalmak uğruna feda ettiği o ormanları yeniden yerine koymak, bu topraklarda yaşayan bizlerin boynunun borcudur!

4

Bugün Sorumluluktan Kaçarsak, Yarın En Çok Üzülen Biz Olacağız!

İklim krizi kapımızda değil, artık evimizin tam ortasında. Hasan Dağı çevresindeki göller kuruyor, yer altı su seviyeleri yüzlerce metre derine çekiliyor ve şiddetli rüzgarlar tarlalarımızın can damarı olan humusu alıp götürüyor.

Eğer bugün “Bana ne, başkası diksin, devlet halletsin” diyerek üzerimize düşen görevden kaçarsak; yarın musluklarımızdan çamur aktığında, çocuklarımız nefes darlığı ve toz fırtınalarıyla boğuştuğunda, kuruyan tarlalarda ekin yeşermediğinde en çok üzülen ve feryat eden yine bizler olacağız.

Geleceğin pişmanlığı bugünün tembelliğinde başlar. Biz pişman olmak değil; Hasan Dağı’nın yamaçlarında büyüyen karaçamların gölgesinde torunlarımızın huzurla soluklandığını görmek istiyoruz.

5

Ağaçlandırma Teknolojilerini Araştırmak & Halkı Bilinçlendirmek

Hasan Dağı gibi zorlu bir volkanik bozkır ekosisteminde fidan dikmek, rastgele çukur kazıp içine fidan koymaktan ibaret olamaz. Kuraklığa meydan okuyabilmek için bilimin ve teknolojinin imkanlarını seferber etmek derneğimizin en kritik çalışma alanlarından biridir:

science Kurakçıl Islah & Su Tutucu Jeller

Fidan köklerinde suyu aylarca depolayan biyo-hidrojeller ve mikoriza kök aşıları ile dikim sahalarında tutma oranını %85'in üzerine çıkarıyoruz.

water_drop Mikro Su Hasadı Teraslaması

Eğimli volkanik yamaçlarda kar ve yağmur suyunu doğrudan fidan kök çanağına yönlendiren hilal tipi kontur teraslar uyguluyoruz.

school Okullarda Ekoloji Eğitimi

Aksaray’daki ilk ve orta öğretim öğrencilerine fidan dikim atölyeleri düzenleyerek çevre bilincini sınıflardan dağ eteklerine taşıyoruz.

forest Endemik Bozkır Türleri

Yabancı türler yerine bu toprağın binlerce yıllık hafızasına sahip Anadolu Karaçamı, Tüylü Meşe, Boylu Ardıç ve Yabani Badem ekiyoruz.

forest Bu Hikayenin Bir Parçası Olun

Hasan Dağı’nın zirvesinden esen rüzgâr artık tozu değil, çam kokusunu savursun diye çıktığımız bu yolda; ister sahada bir fidan dikerek, ister bu davayı sevdiklerinize anlatarak siz de yanımızda olun.

flag 5 Yıllık Planlarımızı İnceleyin